Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Hafif yağmur
12°
Ara

Zaman aşan satırlar

YAYINLAMA:
Zaman aşan satırlar

 

Her satır, bir yolculuğun başlangıcıdır. Yazılarımda, kelimelerle sınırları aşmayı, zamanın ötesine dokunmayı hedefliyorum. Damga Gazetesi’nde yeni bir sayfayı açarken, sizlerle bu yolculukta birlikte olmanın heyecanını yaşıyorum. Her hafta kültür, sanat, medya, yaşam, kitap ve edebiyat dünyası , spikerlik ve sunuculuk başta olmak üzere pek çok farklı konuda haberlerimi siz değerli okuyucularımızla paylaşacağım. Kalemimin rehberliğinde buluşalım."

Kefaret

Nuray Mina ile Türkhaber TV Ana Haber Bülteni Damga Vuruyor!

Türk televizyon dünyasında kendine sağlam bir yer edinen başarılı spiker Nuray Mina, Türkhaber TV Ana Haber Bülteni ile izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. Hafta içi her akşam saat 19.30’da ekranlara gelen Ana Haber, Nuray Mina’nın etkileyici sunumu ve güçlü habercilik anlayışıyla dikkat çekiyor.

Habercilikteki titizliği, akıcı Türkçesi ve diksiyonuyla büyük beğeni toplayan Mina, aynı zamanda şık ve zarif tarzıyla da ekran başındaki izleyicilerin ilgisini çekiyor. Kısa sürede habercilik alanında önemli bir başarı yakalayarak, geçtiğimiz yıl “Yılın En İyi Çıkış Yapan Spikeri” ödülüne layık görülen Nuray Mina, haber sunumundaki dinamizmi ve profesyonelliğiyle izleyicilerden tam not alıyor.

Ankara doğumlu olan Mina, Başkent İletişim Bilimleri’nden spikerlik ve sunuculuk eğitimi aldı. Bengütürk TV, Kanal 3 ve 24 TV gibi önemli kanallarda deneyim kazanan başarılı spiker, Türkhaber TV’de hızla yükselerek Ana Haber’in değişmez yüzü haline geldi. Haberin doğru, tarafsız ve etkili bir şekilde izleyiciye ulaştırılması konusunda büyük bir hassasiyet gösteren Mina, ekranların güvenilir isimlerinden biri olarak anılıyor.

Türkhaber TV yönetimi, haber bülteninin saatinde değişikliğe giderek Ana Haber’i hafta içi her akşam 19.30’a taşıdı. İzleyicilerden gelen olumlu geri dönüşler, Nuray Mina’nın başarısının en büyük kanıtı olarak görülüyor. Tarafsız ve güçlü habercilik anlayışıyla dikkat çeken Mina, Türk televizyonlarının vazgeçilmez haber yüzlerinden biri olmaya devam ediyor.

Türkhaber TV izleyicileri, Nuray Mina ile Ana Haber’i izlerken gündemi en doğru ve etkili şekilde takip etmenin ayrıcalığını yaşıyor. Başarılı sunumuyla adından söz ettiren Mina, televizyon haberciliğindeki yerini daha da sağlamlaştırmaya kararlı görünüyor.

SELDA HASRET ARSLAN İLE YAŞAM REÇETESİ BAŞLADI!

Sağlıklı yaşam ve iyi hissetmenin sırları artık ekranlara taşınıyor! Selda Hasret Arslan’ın sunduğu Selda ile Yaşam Reçetesi programı, Hafta içi her gün saat 11.00’de yayınlanmaya başladı. Program, sağlıklı yaşamın püf noktalarını ve hayatı daha kaliteli hale getirecek önerileri izleyicilere sunuyor.

Aylardır yoğun bir hazırlık süreci geçirdiklerini belirten Selda Hasret Arslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Aylardır heyecanla çalışıyoruz, söz verdiğimiz tarihte en iyi şekilde karşınızda olmak için! Bu emek hepimizin! Televizyon mu? TYT Türk yeter!”

Selda ile Yaşam Reçetesi, sağlıklı beslenmeden ruhsal dengeye, kişisel bakımdan doğal yaşam tüyolarına kadar geniş bir içeriğe sahip olacak. Programda uzman konuklar, alanında yetkin isimler ve ilham veren hikayeler de yer alacak.

Eğer siz de güne enerji dolu başlamak ve sağlıklı yaşamın kapılarını aralamak istiyorsanız, Selda ile Yaşam Reçetesini kaçırmayın! Hafta içi her sabah 11.00’de TYT Türk’te.

 

Semra İğtaç’tan İzmir’in Aşk Masalları

Televizyon ve radyo programcısı, gazeteci Semra İğtaç’ın antik çağ tarihine olan tutkusu Biz Kitap’tan çıkan “İzmir’in Aşk Masalları” ile ete kemiğe büründü.

İğtaç, üslubuyla kültürel değerleri canlı ve etkileyici bir şekilde okurlarının önüne seriyor. Mitolojik efsanelerdeki, masallardaki, öykülerdeki aşkları bugüne uyarlıyor, İzmir’in aşkları ile yoğuruyor. Bin yıllar önce, bu topraklarda var olan masalları, kırk uygarlığın geçtiği İzmir’de yaşayan kadim İzmirlileri, günümüz insanlarıyla tanıştırıyor. O insanların bilgeliğinde, hâlâ devam eden tutkularında ve aşklarında bugünü görmek mümkün mü?

“İzmir’in Aşk Masalları” İzmir’in kızları Tike, Smyrna ve Belkıs’tan Kral Süleyman’a, Nemesis’ten Narkisos’a, Kibele’den Filozof Platon’a uzanan şiiri, masalı, efsaneyi ve hepsinden çok aşkı anlatıyor. Geçmişin bilgelik hazinelerini taşıyan öyküleri çağdaş bir bakışla bugünün insanlarına sunuluyor.

Yazar Semra İğtaç Hakkında

Semra İğtaç, İzmir’in kalbi Konak’ta doğmuştur. Eğitim hayatına Doğan Akad İlkokulu’nda başlamış, orta öğrenimini Şehit Fethi Bey Lisesi’nde tamamlamıştır. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü’nden başarıyla mezun olmuştur.

Televizyonculuk kariyerine TRT İzmir’de başlamış ve yerel televizyonlarda iz bırakan programlar ve belgesellerle İzmir’e özgü kültürel renkler katmıştır. Bunun yanı sıra, Atatürkçü Düşünce Derneği, 1881 Derneği, Konak Tüm Emekli Sen ve Kadın Haklarını Koruma Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarında aktif roller üstlenerek sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunmuştur.

TRT İzmir Kent Radyosu’nda üç yıl boyunca hazırlayıp sunduğu “İzmir Masalları” programıyla dinleyicilerine keyifli anlar yaşatmış ve unutulmaya yüz tutmuş efsaneleri gün yüzüne çıkarmıştır.

Antik çağ tarihine duyduğu ilgi, yazarlık kariyerine de yön vermiştir. “İzmir’in Aşk Masalları” adlı ilk kitabıyla İzmir’in tarihi ve kültürel mirasını anlatan etkileyici hikâyeler kaleme almıştır. Aynı zamanda İzgazete'de köşe yazarlığı yaparak, kültürel değerleri okuyucularına etkileyici bir üslupla aktarmaktadır.

Çok yönlülüğü, güçlü iletişimi ve kalemi ile fark yaratan Semra İğtaç, pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle de dikkat çekmektedir.


İzmir’in aşk masallarını yazmaya nasıl karar verdiniz?

Her yalnızlık anımda, İzmir’in mitolojik hikâyelerinin bana yol gösterdiğini fark ettim. Bu kadim kent, yalnızca taşlarla, denizle, rüzgârla değil, aynı zamanda binlerce yıl boyunca anlatılmış masallar ve efsanelerle de var oldu. Aşkın, ışıkla karanlığın sonsuz mücadelesinde nasıl bir yol bulduğunu keşfettikçe, bu hikâyeleri derleyip yazmaya karar verdim. Böylece İzmir’in Aşk Masalları doğdu.


Kitapta en çok hangi aşk hikâyesi sizi etkiledi?

Birçok hikâye beni derinden etkiledi ama en çok Philemon ile Baukis’in aşkı kalbime dokundu. Çünkü bu hikâye, aşkın yalnızca birlikte yaşamak olmadığını, zamanın ötesinde birbirine ait olmayı simgelediğini anlatıyor. Sonsuz birliktelik belki mümkün değildir, ama aşkın sonsuzluğu, iki kalbin aynı duyguda buluştuğu her anda gerçektir.


Sizce İzmir’in ruhu aşk masallarıyla nasıl bir bağ kuruyor?

İzmir, tarih boyunca farklı uygarlıkların, kültürlerin ve aşkların kesiştiği bir yer oldu. Yasla dost olmayı, aşırılıkları dengelemeyi ve aşkın hem yücelten hem de yaralayan gücünü taşıyan bir şehir. Bu yüzden aşk masalları, bu şehrin ruhunda hep bir iz bırakıyor.


Masalların günümüz insanına nasıl bir mesaj verdiğini düşünüyorsunuz?

Bu masallar, aşkın yalnızca bireysel bir duygu olmadığını, insanlığın ortak hafızasında derin köklere sahip olduğunu gösteriyor. Bugünün dünyasında insanlar hızla tüketilen, yüzeysel bir aşkla yetinmeye çalışıyor. Oysa bu efsaneler, aşkın yalnızca bir tutku değil, sabır, fedakârlık ve bilgelik gerektirdiğini anlatıyor.


Okuyucular, İzmir’in Aşk Masalları kitabında ne bulacaklar?

Bu kitap, sadece masalları, mitleri ve efsaneleri değil, İzmir’in binlerce yıllık tarihinin içinde şekillenen aşkın farklı yüzlerini anlatıyor. Sevda, hüzün, umut, sadelik ve efsanelerde saklı bilgelik… Okuyucular, geçmişin ışığında bugünü ve yarını da görebilecekleri bir yolculuğa çıkacaklar. Çünkü bu masallardaki aşk, bu kenti var eden aşk, her zaman bir iz bırakır.

Sezer Belgin’den Çarpıcı Bir Kısa Film: Okul Yolu

Edebiyat dünyasında kitapları, öyküleri ve çocuk tiyatro müzikalleri ile tanınan Sezer Belgin, bu kez sinema dünyasına adım attı. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği Okul Yolu adlı kısa filmin çekimleri tamamlandı. Ağrı’nın sert kış koşullarında gerçekleştirilen çekimlerde, bir çocuğun at arabasıyla okula gitme mücadelesi etkileyici bir şekilde beyaz perdeye taşındı. Filmin başrolünde ise Yasin Talha Belgin yer almakta.

Gerçek Bir Yaşam Mücadelesi

Yapımcılığını Faruk Belgin ve Sezer Belgin in birlikte yaptığı film Okul Yolu, kırsal bölgelerde eğitim hayatının zorluklarını gözler önüne seren dokunaklı bir hikâye sunuyor. Zorlu doğa koşullarına rağmen eğitimden vazgeçmeyen bir çocuğun azmini anlatan film, Sezer Belgin’in çocukluk hayallerini sinemaya aktarma yolundaki ilk adımı olma özelliğini taşıyor.

Sanattan Sinemaya Uzanan Yolculuk

Aslen sınıf öğretmeni olan Sezer Belgin, sanatın farklı dallarında üretmeyi sürdüren bir isim. Daha önce yayımladığı kitapları ve sahneye taşıdığı çocuk müzikalleri ile tanınan Belgin, bu kez sinema ile kültür sanat dünyasına katkı sağlıyor. Ocak ayında Anadolu Kahramanları Çocuk Müzikali ile Altın Başarı Ödülleri töreninde “Yılın En İyi Oyun Yazarı” ödülünü kazanan Belgin, sanata olan tutkusunu her alanda göstermeye devam ediyor.

Uluslararası Film Festivallerine Yolculuk

Çekimleri tamamlanan Okul Yolu, şu anda kurgu aşamasında. Filmin öncelikli hedefi Avrupa’nın önemli film festivallerine katılmak. Buradaki gösterimler ve elde edilecek sonuçların ardından film, Türkiye’de izleyiciyle buluşacak.

Sezer Belgin, sinema dünyasına attığı bu adımla gelecekte daha birçok projeye imza atacağının sinyallerini veriyor. Kendisinin sinema tutkusunu ve anlatacak daha pek çok hikâyesi olduğunu belirten Belgin, yeni projeleriyle de sanatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Simge Şahin’in “Kefaret” Şarkısı Yayında!

Türkiye’nin yetişen değerlerinden, müzik öğretmeni ve sanatçı Simge Şahin, profesyonel müzik kariyerindeki ikinci adımı olan “Kefaret” şarkısını dinleyicileriyle buluşturdu. Şahin, öğretmenlik kariyerinde sekiz yıldır çocuklara müziği ve sanatı sevdirirken, sahne ışıklarından uzak kalmadan 14 yıldır müzik dünyasında kendine yer açıyor.

Yeni şarkısı “Kefaret”, söz ve müziği Ahmet Günaşan’a, aranjesi ise Mert Can Çakır’a ait olan derin duygulara dokunan bir eser olarak dinleyicilerle buluşuyor. Şahin, “Bu şarkının her aşamasında keyifli ve heyecanlıydım. ‘Kefaret’in dinleyicisini bulacağına inanıyorum,” diyerek bu projeye olan inancını dile getiriyor.

 

Erzincan’ın Doğasında Hayata Geçen Bir Klip

Sanatçı, memleketine olan bağlılığını şarkılarına ve kliplerine taşımayı ihmal etmiyor. Tıpkı ilk single’ı “Divane”de olduğu gibi, “Kefaret” klibini de büyüleyici doğasıyla Erzincan’da çekti. Yönetmenliğini Eren Sekmen’in, fotoğraf çekimlerini ise Hüseyin Sekmen’in üstlendiği klip, hem görsel hem de duygusal anlamda sanatçının iç dünyasını yansıtıyor. Şahin, “Sekmen Kardeşler sayesinde her şeyiyle içime sinen bir klip ortaya çıktı,” diyerek ekibe teşekkür ediyor.

Erzincan’ın Kültürüne ve Kadınlara İlham

Simge Şahin, Müziğini herkese ulaştırma amacıyla yola çıkmış olsa da, aynı zamanda memleketinin kültürüne ve tanıtımına katkı da bulunmayı da önemsiyor. Bu yolda tanıştığı ve birlikte yürüdüğü insanlardan dolayı kendini şanslı hissettiğini dile getiriyor. Ayrıca, kadınlara ve kız çocuklarına ilham kaynağı olmak için sesleniyor: “Sakın hayallerinizden vazgeçmeyin çünkü istersek yapamayacağımız hiçbir şey yok.”

Simge Şahin, “Kefaret” ile müzikseverlere güçlü bir mesaj iletirken, kariyer yolculuğunda kendi rüzgarını estirmeye devam ediyor. Şarkı, kısa sürede dinleyicilerin kalbinde yer edineceğe benziyor.

Solmaz Hatami’nin "Sarab" Adlı Eseri Sanatseverlerle Buluşmaya Hazırlanıyor!

Sanat dünyasında kendine özgü tarzı ve etkileyici eserleriyle dikkat çeken İranlı resim sanatçısı Solmaz Hatami, kişisel sergi hazırlıklarını sürdürüyor. Altın Başarı Ödülleri töreninde "En İyi Resim Tablosu" ödülüne layık görülen Hatami, son eseri "Sarab" ile sanatseverleri büyülemeye hazırlanıyor.

Tahran doğumlu olan ve mimarlık eğitimi alan Solmaz Hatami, sanata olan ilgisini bir resim sergisi ziyareti sırasında keşfetti. Gördüğü bir tablodan ilham alarak resim yapmaya başlayan sanatçı, zamanla kendi tarzını oluşturarak sanatta derinleşti. Hatami’nin eserleri, ruhun ve doğanın iç içe geçtiği duygu yüklü kompozisyonlarıyla tanınıyor.

Sanatçının son eseri "Sarab", insanın içsel dünyasını ve hayallerin gerçeklikle buluşmasını etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Renklerin uyumu ve fırça darbelerinin ustalığıyla şekillenen "Sarab", izleyicilere büyüleyici bir görsel deneyim sunuyor. Bu eserde Hatami, ruhun arayışını ve hayallerin peşinden gitmenin önemini sanatsal bir dille anlatıyor.

Türkiye’ye yerleştikten sonra resme daha fazla zaman ayıran Hatami, sanatıyla insanlara ilham vermeye devam ediyor. Onun için resim yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda içsel huzur bulduğu bir alan. Dijitalleşmenin sanata etkisi hakkında da görüşlerini paylaşan sanatçı, geleneksel resmin ruhunun her zaman korunacağını vurguluyor.

Sanatı kadar pozitif enerjisi, ışıltısı, şık tarzı ve güzelliğiyle de dikkat çeken Solmaz Hatami, sosyal medyada da geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sanatseverler, "Sarab" ve diğer eserlerini yakından görmek için heyecanla sanatçının sergisini bekliyor.

Solmaz Hatami, sanata ve hayata dair mesajını ise şu sözlerle dile getiriyor: "Biz insanlar o kadar hayatın enini düşünüyoruz ki uzunluğunu unutuyoruz. Hayat, sandığımızdan çok daha kısa; bu yüzden birbirimize nazik davranalım.”

Yağmur Barkalı'nın "Meditasyon Serisi" ile Dinginlik ve Dinamizm Buluşuyor

Pozitif enerjisi ve özgün tarzıyla dikkat çeken Resim Sanatçısı Yağmur Barkalı, altın fonları ön planda tuttuğu yeni seriler ile sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Meditasyon Serisi adını verdiği ilk koleksiyon, hem dinginliği hem de içsel bir patlamayı yansıtarak izleyicilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Barkalı, seride altın fonlar kullanarak zamansızlığı simgelemek istemiş; dinamizm ve huzuru bir arada yaşatma çabasını ise ilham verici bir dengeyle ortaya koymuş.

Diğer bir seri olan tanrıça serisinde ise, Serinin ilk eseri olan Su Tanrıçası, dört elementin (su, toprak, ateş ve hava) tanrıçalarının portrelerinden oluşacak koleksiyonun bir başlangıcı. Bu eser, kadınsı enerjiyi ve elementlerin doğayla olan uyumunu güçlü bir şekilde hissettiriyor.

Yağmur Barkalının eserlerinde Bir diğer etkileyici parça ise Özgürlük, hapsedildiğimiz çerçevelerden kurtulma ve konfor alanlarımızdan çıkış arayışını yansıtan bir sanat harikası. Barkalı, Eserlerinde geri dönüştürülmüş karton, çamur ve deniz kumunu kullanarak üç boyutlu bir doku yaratmayı başarmış. Gerçek duygulara ulaşma çabası, sanatçının bu eserinde açıkça görülüyor.

Barkalı’nın yaratıcılığı, yalnızca kullandığı malzemelerle sınırlı kalmıyor. Geri dönüştürülmüş malzemeler ve tül ile zenginleştirilen eserler, izleyicilere dokunsal ve görsel bir şölen sunuyor.

Yağmur Barkalı’nın eşsiz eserleri, sanatta sürdürülebilirlik temasına vurgu yaparak çevresel farkındalık yaratmayı da hedefliyor. Bu büyüleyici serinin diğer resimlerini heyecanla bekliyoruz!

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *