Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Hafif yağmur
12°
Ara

Avrupa'nın geleceği

YAYINLAMA:
Avrupa'nın geleceği

Şöyle başlayalım… İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden seksen yıl sonra Avrupa çok farklı görünüyor. Donald Trump'ın ABD‘de iktidara dönüşü, 'Batı' olarak adlandırılan şeyin sonunun habercisi mi? Batı Avrupa ile ABD arasındaki, yirminci yüzyılın iki dünya savaşında oluşturulan ve Soğuk Savaş sırasında sağlamlaştırılan ittifakı düşünelim.  Berlin Duvarı'nın yıkılması bu bağı zayıflatmıştı. Şimdi kopma sürecinde olması muhtemel.
 

* * * *

Bir kaç gündür ‘La Grande Conversation‘ yazılarını okuyorum. Aylık Fransız dergisi “Alternatives économiques”in genel yayın yönetmeni Guillaume Duval ‘Batı Bitti! Bu Avrupa İçin Ne Anlama Geliyor?‘ başlıklı yazısında, ABD yıllardır odağını Asya ve Çin'e kaydırıyor. Bu eğilim Barack Obama döneminde başladı. Biden yönetiminin Ukrayna'ya güçlü bir şekilde desteği bu geri  çekilmeyi geçici olarak yavaşlattı‘ diyor.

* * * *

Aslen mühendis olan Duval, daha önce Fransa ve Almanya'da otomotiv ekipmanları sektöründe çok sayıda çokuluslu şirkette çalışmış. Dolayısıyla Avrupa’yı üst düzey yönetici olarak tanıyor.  Brüksel’deki meslektaşlarımdan da duymuştum.  2024 sonuna kadar Avrupa dış ilişkiler ve güvenlik politikasından sorumlu İspanyol Komiseri Josep Borrell'in konuşma yazarıymış.  Duval, yazısında şöyle devam ediyor.

* * * *

Jeopolitik değişimlerin ve altında yatan jeoekonomik dinamiklerin ötesinde, Trump'ın başkanlığı ABD’nin Avrupa’dan kopuş eğilimi kesin ve muhtemelen geri döndürülemez bir şekilde hızlanmasına işaret ediyor. Onun liderliğinde, ABD bir zamanlar 'Batı'nın ortak değerlerden açıkça kopuyor: Yani uluslararası hukuk ve kurallara dayalı çok taraflı bir düzen‘den. Trumpizm, ABD tarihinde kalıcı bir değişim gibi görünüyor.

* * * *

‘Avrupa Trumpist dalgaya direnirse, Avrupa kendisini giderek ABD‘den izole edilmiş halde bulacak. Washington sadece diğer rakiplere karşı desteğini geri çekmekle kalmayacak, aynı zamanda Grönland anlaşmazlığında görüldüğü gibi diplomatik, ekonomik ve hatta askeri cephelerde Avrupa'ya meydan okuyarak aktif olarak düşmanca davranabilir‘ diyor Duval. Avrupa Trumpist dalgaya direnebilecek mi? veya ne kadar direnecek? Cevabı kolay değil.

* * * *

Tarihsel bir paradoks yaşanıyor galiba? Mevcut anın paradokslarından biri, yoğun bir şekilde Atlantikçi bir Avrupa liderliğinin ABD ile bağları koparmakla görevlendirilecek olmasıdır. Bu tersine dönüş klasik bir siyasi olgudur. Bugün, sıklıkla Amerikan karşıtlığıyla suçlanan sol görüşlü liderler değil de Kaja Kallas ve Ursula von der Leyen gibi Atlantikçi siyasetçiler Avrupa’nın ABD ile bağlarını koparma konumunda olabilir.

* * * *

Daha da önemlisi şu. Duval’in yazısını bir yana koyarsak bence Avrupa’daki diğer bir tehlike de Avrupa‘nın hoşgörüsüzlüğe yenik düşmesi, hoşgörüsüzlük kampına doğru sürüklenmesi mümkün. Avrupa’nın aşırı sağı Trump/Musk etkisinden yararlanmaya çalışıyor. Onların misyonu, aşırı sağ fikirleri giderek daha fazla özümseyen ana akım sağ tarafından kolaylaştırılıyor. Avrupa’da popülist siyasi güçlerin yükselişini görüyoruz.

* * * *

Mevcut Avrupa "krizinin" özellikleri kolayca tanımlanabilir: ekonomik belirsizlik, etkili, liderliğin eksikliği, popülist siyasi güçlerin yükselişi, yeni dünya düzensizliğinin başlattığı artan sayıda zorluk veya Avrupa'nın dünyanın yeni ekonomik ve jeopolitik güç dengesindeki belirsiz konumu gibi pek çok faktör sayılabilir. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi bir süre önce hazırladığı 600 sayfalık raporda zorluklara işaret etmişti.

* * * *

Bir yeni gerçekçilik ile de karşı karşıyayız. Trump, Avrupalılara bütçelerinin daha fazlasını savunmaya ayırmaları yönünde baskı yaparken, ABD'nin NATO aracılığıyla Avrupa'ya sağladığı güvenlik garantisini de zayıflatıyor. Avrupa‘nın, askeri açıdan ABD'nin ne kadar etkisi altında olduğu malum. Kendini savunacak varlıklardan yoksun bir Avrupa için şimdilik özerkliğe giden yol uzun ve karmaşık. Herkese iyi bayramlar. 


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *