Sansürcü Cafer!

Muhalif kanadın güçlü sesi Halk Tv’de Rasim Ozan Kütahyalı’nın röportajını yayınladığı için önce kamuoyundan linç yiyen ardından kanalın güçlü gazetecileri; Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Şule Aydın ve Timur Soykan'ın kanaldan istifasına sebep olan Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu iki yıl önce Damga’yı da sansürlemişti.
Damga 25 Temmuz 2023 tarihinde; ‘70 milyonluk protokol’ başlıklı manşeti ile Halk TV’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nden yaptığı protokol gereği yılda “70 milyon” lira destek aldığını yazmıştı. Benim imzam ile yayınlanan haberde; “Fişi bizzat Kılıçdaroğlu çekti. Değişim tartışmalarının ardından Halk TV ekranlarının muhalif isimlere açılıp, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenlere ambargo uygulaması üzerine CHP Lideri, 'Türkiye’de yeni bir A-Haber’e gerek yok' diyerek anlaşmanın feshi edilmesini istedi. CHP ile Halk TV arasındaki anlaşmanın tek taraflı olarak fesh edildi” bilgisi verilmişti.
Bu haberimizin ardından aynı gün Fatih Altaylı’nın youtube kanalında yayına çıkan Cafer Mahiroğlu, Damga’ya trol diyerek, her sabah canlı yayında manşetlerini gündeme taşıdığı Damga gazetesinin birinci sayfasını ise o günden sonra sansürledi.
İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programında her sabah yayınlanan gazetemiz böylece muhalif kanadın güçlü sesi Halk TV tarafından sansürlenerek, sözüm ona özgür gazetecilik adına güzel bir örnek sergilemiş oldu!
Fatih Altaylı köşesine taşıdı
Fatih Altaylı’dan yayınında adımız geçtiği için cevap hakkı istediğimizde ise Altaylı, Damga Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Mert’in Cafer Mahiroğlu’nun açıklamalarına cevaben verdiği yanıtı köşesine taşıdı. Fatih Altaylı 26 Temmuz Çarşamba günü kendisine ait olan fatihaltayli.com.tr adlı internet sitesinde kaleme aldığı yazısının bir bölümünde Damga Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Mert’in açıklamalarına yer verdi.
İşte Fatih Altaylı’nın yazısında yer alan o satırlar:
“Cafer Mahiroğlu bir yerel gazetenin “CHP, Halk TV’ye 70 milyon TL verdi” manşetine de sinirlenerek “El insaf yahu. Bu nasıl bir rakam bunu yazan gazete o şahsın troll gazetesi” dedi. Bunun üzerine trollükle suçlanan gazetenin, Damga Gazetesi’nin sahibi Mehmet Mert aradı. “Troll dediği gazeteyi kendi kanalında program yapan, Halk TV programcısı İsmail Küçükkaya her sabah programında okuyor” dedikten sonra iddiasında ısrar etti. Ve itirazlarını iletti. Mehmet Mert’e göre 4 yıl önce, kanal Baykal ailesinin kontrolündeki iken partiden kanala aylık 500 bin TL geliyordu. “Şimdi ise CHP kanalın D Smart ve Digitürk aylık abonelik paralarını ve nakit olarak da aylık 1 milyon 500 bin TL ödemek zorunda.” Mert bunun yılda 70 milyon TL’ye tekabül ettiğini iddia ediyor ve “Yok eğer bunun doğru olmadığını söylüyorsa o zaman ne kadar olduğunu açıklasınlar” diyor. Mehmet Mert’e göre CHP ile Halk TV arasındaki kavganın nedeni, adı CHP ile özdeşleşen kanalın seçimden bu yana CHP içindeki muhalefetten yana tavır alması ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklemesi. Tanju Özcan’ın sözlerine ve yürüyüşüne ekranlarında yer vermesi. CHP yönetiminin kızgınlığı bu yüzden ve CHP’nin ödeme yaptığı diğer bir kanal ile de yollarını ayırmaya hazırlandığı iddiasında.”
Halk tv sözleşme kurallarına uymadı
Bu adresteki (https://www.youtube.com/watch?v=VH-F-LdLer0) videoyu tıklayıp izlerseniz, videonun 67. dakikasında, Mahiroğlu DAMGA’nın manşetine atıfla bulunarak aynen şöyle diyor; “Vokal bir gazete okudum. Bu gazete bu şahsın trolü. Diyor ki; CHP Cafer Mahiroğlu’na 70 milyon TL verdi. El insaf ya. Bu nasıl bir rakam. Bunu sana kim sızdırdı. Bu gazete o şahsın trol gazetesi.”
Neden Damga’nın diyoruz çünkü bu haberi basan başka bir gazete yok. Varsa Mahiroğlu göstersin. Damga size sadece soru soruyor. Ve teyitli bir bilginin cevabını almak istiyor. Deniz Baykal zamanında dört yıl önce aylık 500 bin lira olan ödeme günümüzde ne kadar oldu?
Biz bu rakamın yıllık 70 milyon liraya tekabül ettiği bilgisini aldık. Cafer Mahiroğlu döneminde her yılbaşında yenilenen protokol gereği, Halk TV CHP’nin Genel Başkanının ve parti sözcüsünün her programını canlı yayınlamak zorunda. Karşılığında CHP ise kanalın aylık; D-Smart, Digitürk, Uydu yayını abonelik parasını ödemek zorunda ve ayrıca nakit 1.500.000 TL (Bir milyon beşyüz bin) ödemek zorunda.
Bu rakam yıllık ortalama 70 milyon TL’ye geliyor mu gelmiyor mu?
Bütün televizyoncular rakamların ne kadara tekabül ettiğini bilirler.
İyi de dersin ben yıllık 70 milyon ödeme almıyorum 7 milyon alıyorum.
Ama haberi yazana trol dersen üzgünüm asıl trollüğü sen yapmış olursun!

Cafer Özdemir nasıl Cafer Mahiroğlu oldu?
Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu 1980’li yıllarda İngiltere’ye iltica ediyor. O yıllarda babaları Ali Özdemir ve kardeşleri; İbrahim, Mustafa, Hacer ile birlikte İstanbul Büyükçekmece Tepecik Mahallesi’nde tekstil işi ile meşgullerdi. İlk Hollanda’ya ablasının yanına giden Cafer Mahiroğlu sonra İngiltere’ye yerleşerek burada ticarete atılıyor. 1991 yılında Armondi tekstil şirketini satın alarak girişimcilik kariyerine başlamış, 2007 yılında İngiltere merkezli Select markasını satın almış. İngiltere’de İş Adamları Derneği başkanlığı yapıyor. Sivas Gürün doğumlu Mahiroğlu doğduğunda sahip olduğu ‘Özdemir’ soyadını 1989 yılında mahkeme kararıyla değiştirdi. İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1989/315-E sayılı kararıyla soyadı “Mahiroğlu” olarak tescillendi. Bu değişiklik ile ilgili birçok söylenti var ama umarım kendisi makul bir açıklama yapar.
2020’li yıllarda sık sık Türkiye’ye gelip gitmeye başlıyor. CHP’den, 25, 26 ve 27. dönem Edirne Milletvekili Erdin Bircan ile yakın dostluğu var. Silivri önceki belediye başkanlarından Özcan Işıklar ile yakın dostluğu var.
Cem TV’de hissedar olduğundan televizyonculuğa merak sarıyor. 10 Ocak 2005 tarihinde Deniz Baykal'a yakın iş adamlarının girişimleriyle kurulan Halk TV’yi, 2020 yılının başında Baykal’ın ailesinden satın alıyor.
Aradan geçen sürede bir anlamda Halk TV daha da güçlenerek yayın hayatını sürdürse de bana göre en büyük eksikliği (Tıpkı Türkiye medyasının yüzde 90’ında olduğu gibi) eğer bir yayın organının sahibi gazeteci değil ise orada gazetecilikten bahsetmek hayalden öteye geçmez.
Cafer Mahiroğlu da belki çok iyi bir insan olabilir ama iyi bir gazeteci değil. İyi bir gazetesi dağilseniz tıpkı son Rasim Ozan Kütahyalı olayında olduğu gibi bir durum ortaya çıkar ve (kendi deyiminiz ile) kaza yaparsınız. Ve üzgünüm giderek bu kazalar da artacaktır.
Damga’nın sansürlenmesinin yorumunu ise siz okuyucularımıza bırakıyorum.
Sizce bu televizyon kanalının sahibi iyi bir gazeteci olsaydı Damga’nın haberinden dolayı o gazeteyi her sabah sansürleyerek bir anlamda okuyucularını mı cezalandırırdı yoksa böyle bir haberi (belgeli, ispatlı, kamu yararı olan haber) yayınladığı için gazeteyi tebrik mi ederdi.
