Çatalca'dan Yükselen "Geberdi" Sözü

Çatalca, doğası, sakinliği ve Cumhuriyet değerlerine bağlı insanlarıyla tanınan, huzurlu bir ilçe olarak bilinir. Ancak, son yaşanan talihsiz bir olay, bu huzurlu imajı gölgeleyerek derin bir toplumsal tartışmaya neden oldu. Türkiye, sevilen sanatçısı Volkan Konak'ın ani vefatıyla sarsılırken, Çatalca Müftüsü'nün sosyal medyada yaptığı bir paylaşım, din adamlarının toplumdaki rolünü sorgulattı.
İlçe Müftüsü'nün, merhum Volkan Konak için kullandığı "geberdi" ifadesi, sadece sanatçının sevenlerini değil, vicdan sahibi herkesi derinden yaraladı. Henüz cenazesi bile toprağa verilmemiş bir sanatçı ardından bu denli saygısız bir dil kullanmak, bir din adamına asla yakışmayan, toplumu ayrıştıran bir tutum olarak kayıtlara geçti. Daha da vahimi, bu skandal paylaşıma gelen tepkilere sosyal medyada müftü tarafından verilen kaba ve incitici yanıtlar, gerilimi adeta körükleyerek toplumsal vicdanı kanattı.
Din Adamlarının Sorumluluğu: Birleştirmek mi, Bölmek mi?
Müftülük gibi önemli bir görevi üstlenen bir kişinin, toplum içinde birleştirici bir rol üstlenmesi beklenirken, nefret dolu bir dil kullanması kabul edilemez bir çelişkidir. Din, insanları birleştiren, onlara huzur ve barış getiren kutsal bir yol olmalıdır. Oysa bu tür talihsiz söylemler, toplumda derin kutuplaşmalara neden olarak birlik ve beraberlik duygusunu zedeliyor.
İslam'ın özünde hoşgörü, merhamet ve adalet gibi evrensel değerler vardır. Peygamber Efendimiz (SAV), en zorlu anlarda bile düşmanlarına karşı nezaketle yaklaşmış, her zaman affedici ve yapıcı bir tutum sergilemiştir. Bir din adamının, temsil ettiği inancın bu temel değerlerinden uzaklaşarak nefret söylemi üretmesi, en başta kendi misyonuna ihanet etmek anlamına gelir.
Toplumda Barış ve Sağduyu
Bu tür üzücü olaylar, toplumun farklı kesimleri arasında gereksiz gerginlikler yaratabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, nefret diline nefretle karşılık vermek, yalnızca bu ayrışmayı derinleştirir. Hepimizin ortak sorumluluğu, sağduyulu olmak ve toplumsal barışı korumaktır.
Din adamlarından beklenen, bölücülük yapmak değil, toplumda sevgi, saygı ve kardeşlik duygularını pekiştirmektir. Bu tür provokatif söylemler, sadece bireysel bir hata olarak değil, toplumun genel huzurunu tehdit eden ciddi bir unsur olarak değerlendirilmelidir.
Nefret gelip geçici bir yanılgıdır.
Volkan Konak, sadece eşsiz sesiyle değil, sanatındaki derinlik ve insan sevgisiyle de halkın gönlünde taht kurmuş bir sanatçıydı. O, iyilikseverliği, memleket sevgisi ve dik duruşuyla her zaman hatırlanacak. Onun türküleri yaşamaya devam edecek, fikirleri gelecek nesillere ilham verecek.
Ancak bugün nefret söylemleriyle gündeme gelenler, yarın unutulup gidecekler. Sanat, sevgi ve iyilik her zaman kalıcıdır; nefret ise gelip geçici bir yanılgıdır.
Söylenen her sözün, yapılan her hareketin bir karşılığı olur.
Çatalca'da yaşanan bu talihsiz skandal, hepimize önemli bir ders veriyor: Özellikle toplumda önder konumunda olan kişilerin, sözlerine ve davranışlarına her zamankinden daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Söylenen her sözün, yapılan her hareketin bir karşılığı olduğu unutulmamalıdır.
Bizi biz yapan değerler; sevgi, saygı ve hoşgörüdür. Öfke ve nefret dili, toplumları ayrıştırır; sanat ve insan sevgisi ise birleştirir. Unutulmamalıdır ki, sanatçılar ölümsüzdür, ancak nefret söylemi bir gün mutlaka yok olur.
Temsil ettiği makamın önemini idrak edememiş
Öte yandan, Çatalca Müftüsü'nün bu talihsiz paylaşımının ardından, bazı sosyal medya kullanıcıları, müftünün 2014 yıllarında X (Twitter) hesabından yaptığı paylaşımlarını igündeme getirdi. İsmini zikretmek istemediğim müftü, kendisine tepki gösterenlere verdiği cevaplarla ve Facebook hesabından yaptığı, "Twitte sayfamda kıyamet kopuyor. Koşun. 10 bin kişiye karşı tek başıma cevap vermeye yetişemiyorum." şeklindeki paylaşımlarla dikkat çekti. Aynı hesaptan yaptığı, "Küfür en küçük bir olayda 2-3 saat içinde 600.000 kişi bir araya gelip davasına sahip çıksın ama biz 1000 kişi bir araya gelemiyoruz. Aslında bizim en büyük sorunumuz bu." şeklindeki paylaşımları da kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Anlaşılan o ki, müftü bey, devlet memurluğunun ve temsil ettiği makamın önemini idrak edememiş. Zira paylaşımları ve verdiği cevaplar, bu durumu açıkça gözler önüne seriyor. Şahsen, böylesine talihsiz bir tabloya ilk kez şahit oluyorum.
Üstün başarı belgesi verilmiş
Yine, bu müftünün bayram öncesinde Çatalca Kaymakamlığı tarafından "Üstün Başarı Belgesi" ile ödüllendirilmiş olması da ayrıca dikkat çekici. Müftünün kendi sosyal medya hesabından paylaştığı Çatalca Kaymakamı imzalı bu belgede şu ifadeler yer alıyor: "Görevinizde göstermiş olduğunuz gayretli çalışmalarınız ve emsallerinize göre üstün başarılarınızdan dolayı üç defa başarı belgesi ile taltif edildiğinizden 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca tarafınıza üstün başarı belgesi verilmesi uygun görülmüştür." Görünüşe göre, bizim bilmediğimiz başka başarıları da mevcut.