
Özel'den medyayı boykot çağrısı

Toplumsal bir krizin içerisindeyiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 28 kişinin diplomasının iptal edilmesi ve ardından İmamoğlu’nun çeşitli iddialarla gözaltına alınması bir öğrenci hareketinin fitilini ateşledi. İstanbul Üniversitesi’nin diploma iptal kararına karşı öğrencilerin anayasal haklarını kullanarak başlattığı protestolar diğer üniversitelere yayıldı. Barikatları aşan öğrenciler İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık binasının bulunduğu Saraçhane semtine yürüdü. Toplumun farklı kesimlerinin de desteklemesi ve katılmasıyla burası protestoların merkezi oldu.
Özellikle cuma akşamı Saraçhane’de İBB binasının önünde oldukça büyük bir kitle bulunuyordu. Cumhuriyet Halk Partisi yetkililerinin açıklamasına göre en az 300 bin insan buradaydı. CHP lideri Özgür Özel ise bu protestonun anaakım medyada muhalif kanallar dışında canlı yayınlanmamasına tepki gösterdi. Özel “Sizi izleyen bize oy veren yüzde 70, tüketimden gelen gücünüzü diğer firmalarınızın ürününüzü tüketirsem, sizi izletirsem namerdim. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafındayız” sözleriyle oldukça kararlı ve sert bir biçimde anaakım medyaya çıkış yaptı. Ayrıca bu televizyon kanallarını izlememe ve sahip oldukları markalarını boykot etme duyurusu yaptı.
Medyanın temel görevi, toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurmak ve kamuoyunun tarafsız bir şekilde gündemden haberdar olmasını sağlamak. Ancak bu konuda medya uzun zamandır taraflı ve oldukça kutuplaşmış bir durumda. Öğrencilerin otoriter düzen karşısında durabilmek, toplumsal sisteme itiraz etmek için toplumsal hareket başlatması, muhalefet partilerini sadece hukukun üstünlüğü ve eşitlik söylemleri ile bir meydanda buluşturabilmeleri başlı başına haber değeri niteliğinde. Ancak muhalif olarak adlandırılan televizyon kanalları ve dijital ağlar bu konuda haberlere erişilebilirken özellikle anaakım kanallarda canlı olarak yayınlanmadı. Özel’in eleştirisi medyanın kamuoyunu bilgilendirme konusunda toplumun tümüne yönelik sorumluluğun yerine getirilmediği görüşüne dayanıyor. Bu konuda anaakım medyanın sicili de bir hayli bozuk.
Basitçe tüketmeme olarak tanımlayabileceğimiz boykot, tüketicinin bireysel faydası ile toplumsal faydası nedeniyle tüketim karşıtlığı arasında seçim yapmasını ifade eder. Bu yönüyle bireysel ile kamusal yarar arasındaki ikileme dayanan aktivist bir eylemdir. Özellikle toplumsal ve kurumsal kriz dönemlerinde etik dışı ve kurumsal/bireysel hakları ihlal eden sorunların algılanması boykot yoluyla kurumsal faaliyetleri etkilemeye yönelik bir örgütlenmenin motivasyon unsurudur. Zaten boykot kavramı da 1880 yılında tarım işçilerinin ücretini ödemek istemeyen Charles Boycott’un işçilerin onunla iletişimi ve alışverişi kesmesi ile ortaya çıkmıştı. Bu eylem posta işçilerinin desteği ile büyümüş ve Boycott’a mektupları dahi iletilmemişti. Sonunda Boycott oldukça büyük maddi bir kayıp yaşayarak tarım işçilerinin taleplerini kabul etmişti.
Boykot kararının gerekçesi ile duyurulması sorun etrafında toplanan ve sorunu çözmek için protesto edilen kurumun aksiyon almasını bekleyen bir kitle yaratır. Ayrıca bu aksiyon alınmadıkça kitlenin büyümesi ve boykotun etki alanının genişlemesi riskini de beraberinde getirir. Boykota katılım kararını toplumsal baskı yaratma, maliyet, benlik sayısını koruma, aidiyet sağlama, belirli değerleri koruma ve güçlü bir lider tarafından yönetilme gibi faktörler etkiler. Tüketici kitle, kendini bilinçli tüketici, kurumları ise kurumsal vatandaş olarak konumlandırıyor. Bu konumlandırma tüketicilerin odaklandıkları çevre, eşitlik, kişisel bütünlük, insan hakları, sürdürülebilir kalkınma gibi değerlere uyumlu kurumları tercih etme, uyumsuzları reddetme sonucunu doğuruyor. Kitle, boykot yoluyla ürün, hizmet ve marka seçmektedir. Bununla birlikte özel ve kamusal çıkarları ile kimliklerini ifade edebilecekleri yeni bir alan olarak boykotu siyasi eylem talepleriyle bağlantılı davranış olarak sergilemektedir. Kurumsal vatandaşlık kurumların çevre ve topluma karşı sorumluluklarını üstlenmesi beklentisini işaret eder. İşte bu beklentiye ters düşüldüğünde kitle ile kurum arasında duygusal ve bağ satın almaya, izlemeye, tüketmeye yönelik güç ilişkisi bozulur. Haliyle bilinçli kitle televizyon yayıncılığı yapan kurumlardan etik, sosyal, kültürel ve siyasi birtakım beklentilerine uygun yayıncılık bekler. Özgür Özel’in boykot çağrısı bu güç ilişkisine dikkat çekmek ve kitleyi bir harekete yöneltme amacı taşıyor.
CHP lideri Özel bu çağrıyı yaparken muhalif kitlenin vergi yükü üstlenen nitelikli bir çoğunluk olduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte bu nitelikli çoğunluğun medya sahiplerinin faaliyet yürüttükleri diğer sektörlerde ekonomik olarak etkileyecek bir harekete yöneltti.
Boykot çağrısı tüketerek markaların varlıklarının devamlılığını sağlama gücüne sahip olan kitlenin sadece demografik nitelikleriyle değil aynı zamanda siyasi tercihleriyle de varlıklarına dikkat çekiyor.
Boykot aslında kurumları zor duruma düşürmeyi değil, gündem yaratmayı ve politika değişikliği yaratmayı hedefler. Bu bağlamda bakıldığında anaakım medya kurumlarının binlerce kişi tarafından sorun olarak algılanan bir konuya karşı aksiyon alması ve dördüncü kuvvet medya olma gücünü kamu yararı, halkın haber alma özgürlüğü için kullanması beklenmektedir.
CHP lideri Özgür Özel’in muhalif kitleye boykot çağrısını yaparken elini güçlendiren dijital iletişim ortamı, kullanıcılarını yoğun bir iletişim sürecine dahil edebiliyor, karmaşık bir katılım imkânı sağlıyor ve birbiri ile bağlantılı kitlenin erişim ve diyaloguna ilişkin çok fazla fırsat sunuyor. Bu fırsatlar ise kitleye toplu eylemler üstlenirken daha yetenekli olma olanağı sağlıyor. Zaten Özel’in medya ve siyaset ilişkisi açısından oldukça sert olan bu çıkışı muhalif kitle tarafından oldukça hızlı bir şekilde benimsendi. Dijital mecralarda marka isimleri telaffuz edilmeye, boykot listeleri paylaşılmaya başlandı. Bu çıkışın kutuplaşmayı derinleştirme gibi bir etkisi bulunmasına rağmen, medya etiği açısından bir dayanağı olması desteklenmesini sağladı.
Muhalif kitlenin boykot eylemini sürdürülebilir hale getirmesi, sadece ekonomik değil kitlesel siyasi bir güç gösterir. Başarılı bir boykot uzun vadede tutarlılık ve diğer medya kanallarının etkisiyle ilişkilidir. Boykot kararı, taraflı ve kutuplaşmış medya açısından ilişkileri şekillendirme etkisi yaratabilir.