Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Hafif yağmur
16°
Ara

Panama kanalı ve Trump'un hedefleri

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Panama kanalı ve Trump'un hedefleri

ABD Başkanı seçilen Donald Trump, bir süre önce Panama’yı Amerika kıtasını biri birinden ayıran ve Pasifik ve Atlantik okyanuslarını bir su yolu ile birleştiren Panama Kanalı'nı geri almakla tehdit etti. Pek olası olmasa da bütün dünya ABD-Panama savaşına daha doğrusu ilişkilerine odaklandı. Trump, ABD'nin Panama Kanalı'nın kontrolünü geri alması gerektiğini söylüyor ama Panama zaten ABD’ye de göbekten bağlı ve üstelik bir ordusu bile yok.

Trump, Panama’yı ilhak tehdidini önce sosyal medya hesabından paylaştı, sonra bir konuşmasında yorumlarda bulundu ve ardından Kanal'ın üzerinde ABD bayrağını gösteren fotoğraflar paylaştı. Bizde bugünkü yazımızda yaşanan gerilimin görünen boyutu ile konuşulmayan taraflarını ele aldık.

Panama Kanalı dünyanın en yoğun ikinci nakliye rotasıdır. 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri tarafından inşa edilen kanalın kontrolü, 1977 tarihli Carter-Torrijos anlaşmanın şartları uyarınca 1999 yılında Panama'ya devredildi. Ayrıca, Panama Kanal Otoritesi tarafından işletilen kanalın tam kontrolü Panama'ya verildiğinden beri tüm inşaat ve bakımı kanal yönetimi finanse etti.

Trump, 20 Ocak'taki başkanlık yemin töreninde, "Kanalı Panama'ya verdik ve geri alıyoruz" tehdidinde bulunmuştu. Sadece birkaç gün sonra Trump, Panama'yı ve Danimarka'nın kontrol ettiği Arktika bölgesi Grönland'ı ilhak etmek için "askeri güç" kullanmakla tehdit etti. Trump, "Ekonomik güvenlik için onlara ihtiyacımız var" dedi.

Trump, Panama Kanalı'nı inşa ederken "38.000 kişi kaybettik" iddiasında bulundu ama bu iddia doğru değil. Çünkü kanalın İnşaat aşamasındaki ölü sayısı yaklaşık 5.000 idi ve çoğu Panama'da ve Karayipler'de yaşayan inşaat için alınan işçilerdi ve ağırlıkla Batı Hindistanlı işçilerden oluşmaktaydı. Buna rağmen kanal inşası sırasında yaklaşık 300 Amerikalı öldü ve bunlarında çoğu sarı hummadan öldü.

Krizin görünen boyutu

Trump, Panama'nın ABD gemilerinden fazla ücret alındığını iddia ediyor. Tüm gemiler kanaldan aynı oranda geçse de Trump daha iyi bir anlaşma müzakere edebileceğini düşünüyor.

Muhafazakar Cumhuriyetçiler arasında ABD'nin Panama Kanalı'nın kontrolünü asla devretmemesi gerektiği yönünde uzun süredir devam eden bir dava var.

Çin'in kanal ve altyapısı üzerinde gereğinden fazla kontrol sahibi olduğu yönünde, bazıları gerçek, bazıları da abartılı bir endişe var. Bu durum Çin’in Latin Amerika’da artan ticaret hacminden kaynaklanmakta; ancak bu durum bile ABD’nin kanaldan en fazla istifade eden ülke konumunu değiştirmemektedir. Nitekim ABD yüzde 41, Çin yüzde 20, Japonya yüzde 18 ve diğer ülkeler çok daha az oranında kanalda gemi yoğunluğu oluşturmaktadır.

Trump, Panama'nın ABD ticari ve askeri gemilerinden aşırı ücret aldığını iddia etti. Oysa kanaldan geçiş ücretleri standarttır ve tüm deniz nakliye şirketleri tarafından bilinmektedir. Alınan aşırı ücret ,geçiş üstünlüğü için verilen rüşvet veya komisyondur.

Krizin perde arkası

Mevcut Panama devlet başkanı Mulino ile eski başkan Martinelli sorunlar yaşıyor.Eski başkan Martinelli, Trump’ın arkadaşıdır. Geçtiğimiz yıl sonu, Mulino hükümeti, Martinelli'nin yolsuzluk suçlamalarından ötürü saklandığı Nikaragua büyükelçilik binasında devam eden siyasi faaliyetleri nedeniyle Nikaragua hükümetine resmi bir protesto yayınladı. Martinelli hakkında ABD adalet bakanlığında yürüyen bir dava da var. Trump, hem kendi davaları hem de Martinelli nedeniyle Adalet Bakanlığı bürokratlarından şikayetçi.

Orta Amerika'nın en büyük, dünya üretiminin yüzde 3’ü olan ve Panama’nın en büyük açık ocak bakır madeninin işletilmesi Kanadalı bir madencilik firmasına verilmiş ama Panama Yüksek Mahkemesi çevre ve sağlık koşulları yüzünden fabrikadaki üretimi askıya almıştı. Trump, fabrikayı Çinlilere ve AB’ne kaptırmamak ve seçim ortağı Elon Musk’ın elektrikli otomotivlerin bileşeni olan pil ve bataryalarının temel bakır ihtiyacını karşılamak için fabrikayı kaptırmak istemiyor ve sabit maliyetleri karşılamaktan da muaf olmak istiyor.

Panama'ya yönelik tehditler, Çin'le savaşa yönelik askeri yığınak kapsamında da değerlendiriliyor. ABD, Amerika kıtası ve buradaki önemli su yolları üzerindeki kontrolü sağlamlaştırmak istiyor.

Panama, anlaşmada belirtildiği gibi tüm dünya ülkelerinin gemilerin kanaldan geçmesine izin veriyor. Trump'ın istediği şey ise, ABD savaş gemileri, sivil ve kargo gemilerinin ayrıcalıklı muameleye tabi tutularak bedava geçmesi ve sıra beklemeden hızlı geçiş sağlanmasıdır. Çünkü günde 20-32 arası gemi geçiş sağlarken; 120 ile 150 arasında gemi, sıra için beklediğinden bazen haftaları bulan geçiş süreleri bulunuyor. Anlaşmaya göre ABD ve Panama askeri gemilerinin yalnızca "ihtiyaç veya acil durum" durumunda sıranın başına geçmesine izin veriliyor.

Son olarak Trump'ın Çin'e karşı yasadışı ve saldırgan bir savaş başlatması durumunda Çin'i ablukaya almak için kanalı ele geçirmek istiyor.Bundan ötürü Panama Kanalı üzerindeki anlaşmayı Trump revize etmek ve kanal çevresinde askeri imtiyaz talep etmektedir.

Krizin temel doğa sorunu

Panama Kanalı'ndan her gemi geçtiğinde, kanalın ihtiyacını karşılaması için Gatun gölünden su dökülüyor. Kanal kapakları, okyanusun tuzlu suyuna maruz kalmasın diye Gatun Gölü'nden okyanusa 200 milyon litreden fazla tatlı su dökülüyor. Gatun Gölü, Panama Kanalı'nın inşası sırasında bir asırdan fazla bir süre önce başka bir barajın inşasıyla oluşturulan bir tatlı su rezervuarıdır. Panama’da 2 yıldır kuraklık var ve hiç kimse Panama'nın susuz kalabileceğini düşünmemişti. Panama, Dünyanın en yağışlı ülkelerinden biri. Ancak birkaç yıl önce, kuraklık o kadar kötüleşti ki kanal trafiği üçte birden fazla azaltmak zorunda kaldı ve bu da küresel nakliye üzerinde büyük bir etki yarattı. Bu yüzden Panama, kanala daha fazla su getirmenin yollarını arıyor Bu yüzden günde 30’dan fazla gemi geçerken günümüzde 20 civarında sınırlı bir geçişe müsaade ediliyor.

Kanalı işleten şirket

Panama'da Çin askeri yok ve Panama Kanalı'nı işleten herhangi bir Çinli personel de yok. Hong Kong merkezli ve eski İngiliz sahibi Hutchinson Whampoa Ltd. şirketini bünyesinde barındıran CK Hutchinson Holdings, Kanal Bölgesi'nin her iki ucundaki Colon ve Panama City'de konteyner terminallerine sahip. Oradaki diğer terminaller ise ABD, Singapur ve Tayvan merkezli şirketlere ait. Kanal, Panama gelirlerinin (toplamın yüzde 23,6'sı) ana kaynağını ve ulusal gelirin yüzde 7,7'sini oluşturuyor, ayrıca 55.000 doğrudan ve dolaylı istihdam yaratıyor.

CK Hutchinson Holdings, ulaştırma, altyapı, perakende mağazaları ve enerji dağıtımı alanlarında çıkarları olan devasa bir küresel şirkettir. Wikipediaya göre, "Dünyanın önde gelen liman yatırımcısı, geliştiricisi ve operatörü olarak, Grubun liman bölümü, dünyanın en yoğun 10 konteyner limanından altısında faaliyet gösteren konteyner terminalleri de dahil olmak üzere 27 ülkede 291 operasyonel rıhtımdan oluşan 52 limanda çıkarlara sahiptir."Ayrıca Şirket Çin menfaatlerinden daha çok Büyük Britanya’nın stratejik hedeflerine göre yatırımlarını gerçekleştirmiş.

Trump, kanalın iki ucundaki kargo terminallerinin Hong Kong merkezli bir liman şirketi tarafından işletiliyor olmasını, anlaşmanın iddia edilen ihlalleri için bir bahane olarak kullandı. 

Son olarak Trump’ın konuşmaları ve sosyal medya paylaşımından sonra Panama hükümeti, bu ayın başlarında, Trump yönetiminin talepleri doğrultusunda Hutchison kanal idaresine denetim başlattığını duyurdu.

DİŞİŞLERİ BAKANI'NIN PANAMA ZİYARETİ

ABD dışişleri bakanı Rubio, Trump'ın Kanal'ı ele geçirme tehditlerinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Panama'ya gerçekleştirdi. Rubio'nun seyahati hakkında ABD’li Wall Street Journal gazetesi, "Rubio'nun son on yıllardaki seleflerinin çoğu, ilk yurtdışı seyahatlerinde Londra'yı veya diğer ABD müttefiklerini ziyaret etti. Panama'yı ilk durağı olarak seçmesi, Trump'ın Amerikan diplomatik önceliklerini ne ölçüde altüst ettiğini ve ABD'nin dikkatini Batı Yarımküre'ye nasıl yeniden odakladığını yansıtıyor" dedi.

Dünyanın en büyük askeri gücünün tehditlerine boyun eğen Panama, daha sonra ABD Donanması gemilerinin "transit önceliğini optimize edeceğini" söyledi. Bloomberg ise Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino'nun "Rubio'ya ABD Donanması gemilerinin serbest geçiş hakkına sahip olacağı konusunda güvence verdiğini" tüm dünyaya açıkladı.

Rubio'nun Panama’ya ziyaret gerçekleştirdiği gün Mulino; ayrıca, Panama'nın Çin'in Kuşak ve Yol altyapı girişiminden ayrıldığını duyurdu ve bunu yapan Latin Amerika'daki ilk ülke oldu. Ayrıca 2026'ya kadar sürecek olan Kuşak ve Yol girişimi konusunda Çin ile olan mevcut anlaşmalarından vazgeçme ihtimalini de gündeme getirdi.

Bakır madenin işletilme açılması konusunda Panama hükümeti ile ABD arasında mutabakata varıldı.


PANAMA BAKIR MADENİ VE TESLA-ÇİN REKABETİ

Cobre Panama bakır madeni, 3 milyar ton kanıtlanmış ve muhtemel rezerve sahip ve son on yılda küresel olarak açılan en büyük yeni bakır madenlerinden biridir. 2023'te Panama'nın GSYİH'sinin yüzde 5'ine ve ihracatının yüzde 75'ine karşılık geliyordu. Panama'nın toplam resmi iş gücünün yüzde 2'sinden fazlasını istihdam etti ve Cobre Panama yatırımlar devam etmesine rağmen 2023'te küresel bakır ihtiyacının yüzde 2 sini tedarik etti.

Maden kompleksi Yalova büyüklüğünden bir alana karşılık geliyor. Panama Şehri'nin 120 km batısındaki Colon Eyaleti'nde bulunan 10 milyar dolarlık üretim kompleksi, iki açık ocak, bir işleme tesisi, 300 megavatlık bir elektrik santrali ve bir uluslararası limandan oluşmaktadır. Maden kapalı olduğu halde bile aylık 10-12 milyon dolar sabit gideri bulunuyor.

Bakır madeni, aralarında Çin devleti, US Capital Group, Fidelity, Vanguard ve BlackRock'ın da bulunduğu yatırımcılara sahip Kanada'nın First Quantum Minerals şirketi tarafından işletiliyor. 2019'dan beri üretimde ve yılda 330.000 ton bakır çıkarıyor. Ayrıca madende altın ve gümüş üretiliyor. Ancak iki yıl önce Panama Yüksek Mahkemesi, devletin madenle olan sözleşmesinin kamu yararına hizmet etmediği için anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Ancak perde arkasında Kanadalı Şirketin yeni patronu ile mevcut Panama başkanı Mulino’nun biri birini sevmemesinden kaynaklandığı gibi Çinlilerin de madene ilgisinden kaynaklanıyordu. Bu arada bahsedilen maden şirketinin Türkiye’de de Eskişehir ve Doğu Karadeniz-Çayeli’nde de yatırımları bulunuyor. 

Bakır, elektrikli araçlardan yenilenebilir enerji altyapısına, 5G ağlarından gelişmiş elektroniklere kadar her şeyde hayati bir bileşen olarak enerji dönüşümü için temeldir. Talebin önemli ölçüde artması, belki de 2035'e kadar iki katına çıkması bekleniyor .  Donald Trump ile Elon Musk arasındaki ittifakta, ABD'de beklenen elektrikli araçların temel ihtiyacı olan batarya patlaması da yer alıyor. Elon Musk’ın elektrikli araç markası Tesla, dünyanın her yerinde nikel, bakır, lityum, kobalt ve alüminyum madenleri ve üretim alanlarına yatırım yapıyor. Basit anlatmak gerekirse 19 ve 20. Yüzyılda savaşlar, darbeler ve suikastler petrol için yapılıyordu. 21. Yüzyılda ise elektrikli araçların ihtiyacı olan pil ve bataryaların temel bileşenleri için savaş ve rekabet veriliyor.

Üç yıl önce Çin'in hakim olduğu küresel pil silahlanma yarışında ABD, yalnızca birkaç gigafabrika ile yerli elektrikli araba üretimi için pil üreten bu yarışa seyirci kalmıştı.  Günümüzde ülke genelinde inşaatı aşama aşama devam eden 40 adet dev pil fabrikası bulunuyor ve bu fabrikalar yakında tesis başına 4.000 kadar Amerikalı işçiye istihdam sağlayacak ve 50.000'den fazla kişiye iş imkanı yaratacak. Elektrikli araçlar ve piller bugüne kadar Demokratların bakış açısıyla ele alınırken, 40 gigafabrikadan 35'i Cumhuriyetçi eyaletlerde, özellikle Michigan, Ohio, Tennessee, Georgia ve Arizona'da bulunuyor. Lityum, nadir toprak elementleri, nikel, grafit ve kobalt gibi temel kritik mineraller, pil ve elektrikli araçlarda büyük öneme sahiptir. Bu unsurlar artık bir lityum iyon pilin maliyetinin %80'ine kadarını oluşturuyor. Yani madencilik demek artık Pil ve batarya demektir.

Çin, elektrikli araçların fiyatını düşürmek için düşük kaliteli lityum cevheri üretimi gerçekleştirerek fiyatlama için yerli piller kullanıyor. Bu minerallerin dışında ABD’de de bakır ihtiyacını da Çin’e kaptırmak istemiyor. Ayrıca tedarik zincirini kontrol etmek, endüstriyel gücün kontrolünü elinde tutmak anlamına geliyor. Ancak ABD, bu hayati unsurlar için hâlâ büyük ölçüde ithalata, özellikle de Çin kaynaklı tedarike bağımlı.

Dünyanın en büyük bakır kaynaklarından biri olan Cobre Panama madeni, Panama Yüksek Mahkemesi'nin sözleşmesini anayasaya aykırı ilan etmesinden saatler sonra Kasım 2023'te kapatıldı. Madenin kapatılması kararı, özellikle üretime karşı olan çevrecilerin protestoları başlatılmasıyla oluşan bir kamuoyun baskısıyla önceden tetiklendi. Protestolara USAID da destek vermişti.

Cobre Panama madeninin, temiz enerji, ileri üretim ve yapay zeka peşinde koşan ABD şirketleri için hayati bir hammadde kaynağıdır. Kritik ender bulunan mineraller, Amerika'nın Çin ile ekonomik rekabetinde önemli bir rol oynuyor. Piyasalar sıkılaştıkça denizaşırı mineral projeleri geliştirme yarışı daha da önemli hale gelecek. ABD hala kritik minerallerinin çoğunu Çin'den sağlıyor.

Musk, TESLA otomotiv şirketinin yılda 20 milyon araba üretme hedefine doğru ilerlediğini açıkladı. (Tesla 2022 yılında 1,37 milyon araba üretti ), Yeni rakamlar, teslimatta yıldan yıla yüzde 38'lik ve üretimde yıldan yıla yüzde 35'lik bir büyüme yaşandığını gösteriyor. 2023 yılının tamamında ise Tesla, 1.845.985 adet araç üretti ve 1.808.581 adet teslimat gerçekleştirdi. Musk, Tesla'nın bakır talebini etkileyebilecek bir değişiklikten bahsederek; “Otomobil modellerindeki düşük voltaj sistemini 12 volttan 48 volta çıkaracağını” söyledi.

Tesla, piyasaya sürdüğü Cybertruck'tan başlayarak Optimus robotu ve gelecekteki tüm elektrikli araçlarda 48V düşük voltaj sisteminin kullanılacağını açıkladı. Klasik 12V sistemlerde, kablolama ve bileşenler yüksek elektrik yüklerini kaldırabilmek için daha büyük ve daha ağır olmalı ve dünyada ciddi bir bakır ve nikel talebi söz konusu. Tesla, 48V sistemle pil ağırlığında azalma ve maliyet tasarrufu beklemektedir. Sonuç olarak, üretimde daha az bakır kullanılması da söz konusu olabilir. Ancak bakır azalsa da üretim aratacağı için her türlü bakır ihtiyacı artarak devam edecektir.

Bazı Tesla arabalarında 82 kg'a kadar bakır kullanılıyor. Örneğin, Tesla'nın Model S'i sadece pil paketlerini tüm elektroniklere bağlamak için 1,609 km  bakır kullanıyor. MINING.com haberine göre, Tesla'nın yılda 20 milyon otomobil üretme hedefini gerçekleştirebilmesi için şirketin 2022'deki küresel üretimin yaklaşık %9'una denk gelen 1.820.000 ton bakıra ihtiyacı olacak. Bu miktar , dünyanın en büyük bakır madeni olan Şili'deki Escondida'da yaklaşık iki yıllık üretime denk geliyor. Musk'ın, yıllık 20 milyon elektrikli araç üretimiyle bakır kullanımının bugünkünün dörtte birine düşürüleceği öngörüsü göz önüne alındığında, şirket bugünün fiyatlarıyla 1,3 milyon tondan fazla, yani 10 milyar dolardan fazla tasarruf sağlayabilir .Ancak dünya devi olduğu ve sürekli talep oluşturmak zorunda olduğu için bakır ihtiyacı hiç bitmeyecektir.

Sonuç olarak Küresel ticaretin hayati bir parçası olan Panama Kanal'ın hasar görmesi veya kapatılması büyük bir ekonomik kaosa neden olacaktır. Yukarıda ayrıntılı ifade ettiğimiz gibi zaten kimsenin de böyle bir derdi ve hedefi olmayacaktır. Çünkü Trump bir emlakçı hilesi yaparak pazarlığı ve istekleri en üstten başlatıyor. Böylelikle Panama Kanalında geçiş üsünlüğü ve Bakır Madenini Çin’e veya Avrupa ülkelerine kaptırmak istemiyor.

Yine de, bir güvenlik analizi açısından, Kanal'ı geri almak, Trump'ın yaptığı boş ve belirsiz tehditlerin çoğundan daha makul ve gerçekçi bir askeri hedeftir. Başkan Mulino'nun Trump'a yanıt olarak yaptığı açıklamada Panama'nın egemenliğinin bir parçası olarak kanalın her santimini savunacağı söylüyor olsa da; bunu hangi ordu ve kiminle yapacağı belli değil. Zaten öyle bir sosyal asabiyette yok. Dolayısıyla Panama krizi küresel elitlerin kendi aralarında yaptığı bir ticari savaşı sadece. 

Özetle Trump'ın yaptığı birçok tehdit gibi, bu da bir tür müzakere pozisyonu. ABD gemileri için daha iyi oranlar ve daha az Çin etkisi garantisi istiyor ve bu tehditler onun için bu müzakerenin bir parçası olarak sosyal medyadan tasarladığı bir emlak ilizyonudur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *