Söz konusu taşınmaz, Kentsel, Kentsel Arkeolojik Sit Alanında kalmakta ve üzerinde herhangi bir yapılaşmaya izin verilmemesi gerekmektedir. Ancak alana ilişkin şikayetler doğrultusunda, yapılan incelemeler ve koruma kurulunun 2013 yılında aldığı yapıların kaldırılması kararını tarafımıza iletmesi ile süreç başlamıştır. Yapılan incelemede İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına kayıtlı parselde İsa Yusuf Alptekin Parkı tabelasının olduğu ancak “Türkistan Aşevi” tabela ünvanlı restoran işletmesinin yer aldığı, dosyasında ve yerinde yapılan incelemede 488 m²’lik açık ve kapalı alanın kullanıldığı ve restoran olarak işletildiği tespit edilmiştir.
Yapılan denetim ve resmi yazışmalar sonucunda:
•Yapının herhangi bir yapı ruhsatı,
•Yapı kullanma izin belgesi veya
•Onaylı projesi bulunmadığı tespit edilmiştir.
İşletmenin vergi levhası bulunması ya da ecrimisil ödemesi yapılması, yapının yasal statü kazanmasını sağlamamaktadır. Ecrimisil, yalnızca kamu taşınmazlarının izinsiz kullanımı halinde tahsil edilen idari bir yaptırımdır ve müktesep hak doğurmaz. Özellikle Sultanahmet gibi Kentsel Arkeolojik Sit Alanlarında bir yapının yasal olabilmesi için imar planlarına mülkiyete ve koruma kriterlerine uygun olması gerekir.
Mahkeme İBB'yi haklı buldu
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 2013 yılında aldığı yıkım kararı doğrultusunda bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmayan kaçak restoranla ilgili, işletmecilere gerekli tebligatlar yapılmış, alanın tahliyesi için yasal süre tanınmıştır. İşletmeciler İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan işlemleri yargıya taşıyarak yıkımı önlemek istemişler ancak, İstanbul 4. İdare Mahkemesince önce yürütmeyi durdurma kararı verilmiş, yapılan savunmaların değerlendirilmesiyle birlikte açılan davayı esastan incelemiş ve davanın reddine karar vermiştir. Bu sürecin ardından ardından Zabıta Dairesi Başkanlığı marifetiyle kaçak işletmenin yıkım işlemi gerçekleştirilmiştir. Yani, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yaptığı işlemler yargı denetiminden de geçmiş ve hukuka uygun bulunmuştur.
İşgale geçit yok
Kamuoyunda bu yasal sürecin “siyasi” gerekçelerle gerçekleştirildiği yönündeki iddialar asılsızdır ve kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentin meydanlarında, parklarında, kıyılarında, tarım alanlarında, orman alanlarında ve tarihi kültürel alanlarında yürüttüğü kamusal alanların halkın kullanımına açılması ve bu alanlardaki işgallerin kaldırılması için yürüttüğü mücadelenin bir örneğini Sultanahmet’te göstermiştir. Benzer nitelikte yargı süreci devam eden birçok alan bulunmaktadır. Bu alanların da yasal süreçleri tamamladıktan sonra gerekli işlemler hayata geçirilecek ve Sultanahmet, Salacak Sahili, Kadıköy Meydanı, Fındıklı Parkı gibi halkın kullanımına kazandırılacaktır.
Sultanahmet neden önemli?
Bugün Sultanahmet Meydanı adı ile bilinen bölge yani Tarihi Yarımada’nın en uç kısmı İstanbul’un en eski bölgelerinden biridir. Sultanahmet Meydanı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentinde, dünyanın başladığı yer, dünyanın sıfır noktası olarak kabul edilirdi. Farklı dönemleri yaşayan Sultanahmet Meydanı çeşitli kültürlerin etkisinde kalarak İstanbul’un tarihinin şekillenmesi konusunda önemli rol oynadı. Roma İmparatorluğu döneminde hipodrom olarak kullanıldı.
Tarihi çok eski
Hipodrom, Septimus Severus tarafından MS 195-196 yıllarında yaptırıldı. Akrobasi ve dans gösterilerinin yapıldığı, atlı araba yarışı etkinliklerinin düzenlendiği ve şövalyeler arasında mızrak dövüşlerinin yapıldığı yer olan hipodromun ortasında, hipodromu ikiye bölen Spina adında bir alan vardı. Spina üzerinde mısırdan getirilen Obelisk, Delfi’de bulunan Apollon Tapınağı’ndan getirilen Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş bulunuyor ve bu sütunların izleri bugün hala Sultanahmet Meydanı’nda varlığını sürdürüyor. Sultanahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı gibi İstanbul’un en önemli abideleri hipodromun çevresinde bulunuyor.
Her zaman kıymetli oldu
XV-XVII. yüzyılda İstanbul’un Türkler tarafından fethi sonucunda meydan, at meydanı olarak kullanılmaya başlandı. Osmanlılar döneminde meydana ilk olarak Acemioğlan Mektebi olarak kullanılmak üzere Sadrazam İbrahim Paşa tarafından saray yaptırıldı, günümüzde ise bu saray Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılıyor. Bir süre sonra ise karşı konumuna denk gelecek şekilde Kaptan-ı Derya Sinan Paşa Sarayı inşa edildi. 1603-1617 tarihleri arasında Sultan I. Ahmed tarafından mimar Sedefkar Mehmed Ağa’ya tüm Osmanlı coğrafyasındaki altı minareli tek cami olan Sultanahmet Camii ve Külliyesi yaptırıldı.
İstanbul'un simgesi gibiydi
At meydanı, İstanbul kent tarihinde ve Osmanlı yaşayışında hem coşkulu sünnet düğünlerinin yapıldığı hem de yönetime başkaldıran kapıkulu askerleri tarafından şiddetli eylemlerin gerçekleştirildiği bir meydan olarak seçildi. Sultanahmet Meydanı günümüzde konumu itibarıyla Aksaray’dan gelerek Beyazıt üzerinden Sirkeci’ye devam eden güzergâh üzerinde bulunuyor. Topkapı Sarayı, Sultanahmet Külliyesi ve Ayasofya gibi görkemli yapılarla uzaktan bakıldığında İstanbul şehrinin en çok göze çarpan bölgesi konumundadır. Meydanın bulunduğu tepe, İstanbul’un üzerine kurulduğu yedi tepenin ilkidir. Cumhuriyetin ilanından sonra Sultanahmet Meydanı Osmanlı dönemindeki işlevsel yönünü yitirdi, anıtsal ve tarihten kalan yapılarıyla turistlerin ziyaret ettiği turizm ağırlıklı bir çehreye büründü.